Dr. Ateş Karateke
İletişim Bilgileri

OSTEOPOROZ

Osteoporoz nedir?

Kadınlarda osteoporoz erkeklerden daha mı etkilidir?

Osteoporoz’un risk faktörleri nelerdir?

Hamilelikle bağlantılı osteoporoz nedir?

Emzirme sırasında kemik kaybı olur mu?

Osteoporoz olup olmadığımı nasıl anlarım?

Osteoporoz’dan kendimi nasıl korurum?

Osteoporoz nasıl tedavi edilir ?


Osteoporoz nedir?

‘‘Gözenekli kemikler’’ anlamına gelen osteoporoz, kemiklerin zayıflayarak kolayca kırılmasıyla sonuçlanan aşırı kemik kırılganlığı durumudur.  Bu hastalığın gelişimine, genetik, beslenme biçimi, hormonal, yaş bağlantılı ve yaşam tarzı gibi faktörlerin tümünün kombinasyonu katkıda bulunur. Osteoporoz genellikle kemiklerde, çoğunlukla kalçada, belkemiğinde ve bileklerde görülen kırılmalar oluncaya kadar ağrısız gelişir.


Kadınlarda osteoporoz erkeklerden daha mı etkilidir? 

Kadınlarda, menopoz sırasındaki östrojen azalması nedeniyle (östrojen kemik kaybını engeller ya da yavaşlatır) erkeklerden dört kat daha yüksek olasılıkla osteoporoz gelişir. Osteoporoz’un, çoğunlukla yaşlılarda görülen bir hastalık olduğu düşünülmesine karşın, aslında bu hastalık her yaşta görülebilir.

Osteoporoz nedeniyle, çoğunlukla kalçada, bel kemiğinde ve bileklerde olmak üzere, yılda önemli sayıda kişide kırılmalar olmaktadır. 50 yaşın üzerindeki her iki kadından birinde osteoporoz bağlantılı kırılmalar görülmektedir.


Osteoporoz’un risk faktörleri nelerdir? 

Osteoporoz riskini artıran faktörler aşağıdaki gibi sıralanabilir:

kadın olmak;

ufak tefek, ince vücutlu olmak;

>ailede osteoporoz öyküsü;

menopoz sonrası ya da ilerlemiş yaş;

beyaz ya da Asya ırkı;

âdet dönemlerindeki anormal düzensizlik;

anoreksi (iştahsızlık) ya da bulimia (yemek bağımlılığı);

erkeklerde düşük testosteron seviyesi;

süt ürünlerinin ya da diğer kalsiyum ve D vitamini kaynaklarının az olduğu bir beslenme;

hareketsiz yaşam biçimi;

uzun süreli glokokortikoid (artirit, astım ve lupus –deri tüberkülozu– dahil olmak üzere birçok hastalıkta kullanılan steroid hormonların genel adı) kullanımı; endometrioz tedavisi için gonadotropin’i serbest bırakan hormon kullanımı; tiroid hormonunda aşırı fazlalık; sigara içmek; ve

aşırı miktarda alkol, tuz, protein ve kafein alımı.


Hamilelikle bağlantılı osteoporoz nedir? 

Hamilelikle bağlantılı osteoporoz ender olarak görülen ve genellikle hamileliğin üçüncü üç aylık döneminde ya da doğum sonrası dönemde ortaya çıkan bir durumdur. Genellikle ilk hamilelikte olur, geçicidir ve tekrarlamaz. Osteoporoz olan kadınlar genellikle sırt ağrısından şikayetçidirler, boyları kısalır ve omurlarda kırılmalar olur. Araştırmacılar, bu hastalığın hamileliğin bir sonucu olarak mı ortaya çıktığını yoksa hamile bir kadında önceden var olan koşullar nedeniyle mi oluştuğunu bilmemektedirler. Genetik faktörler ya da steroid kullanımı gibi bu hastalığa neden olması muhtemel faktörler üzerinde çalışılmaktadır. Hamile bir kadının kalsiyum alımı üzerinde bir baskı olduğu ve sık idrara çıkma nedeniyle kalsiyum çıkarımı arttığı halde, hamilelik sırasındaki östrojen artması ve kilo alma gibi diğer değişimler, aslında, kemik yoğunluğunun korunmasına yardımcı olabilirler.


Emzirme sırasında kemik kaybı olur mu? 

Emzirme sırasında önemli miktarda kemik minerali kaybedilse de, bu kayıp genellikle geçicidir. Çalışmalar, ısrarla, kadınlar süt verme sırasında kemik kaybına uğrasalar da, bu kaybın süt vermeyi bıraktıktan sonraki altı ay içinde telafi edildiğini göstermektedir.


Osteoporoz olup olmadığımı nasıl anlarım? 

Ailenin tıbbi öyküsü ve kemik kütlesi ölçümü eksiksiz bir osteoporoz değerlendirmesinin bir parçasıdır. Çoğunlukla, bir kemik kırılması osteoporoz’un ilk işaretidir. Doktorunuzdan bu konuda risklerinizin neler olduğunu daha iyi anlamanıza yardımcı olmasını isteyin, önleme ve tedavi seçeneklerinin neler olduğunu öğrenin.

Normal röntgen, çok ilerlemediği sürece, osteoporoz’u belirleyemez, ama diğer radyolojik yöntemler bunu yapabilir. Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) kemik yoğunluğunu tahmin etmekte kullanılacak birçok aygıt türünü onaylamıştır. Bunların çoğu göğüs röntgeninden çok daha az radyasyon gerektirirler.

Doktor, kemik yoğunluğu testi isteyeceği hastanın tıbbi öyküsünü ve risk faktörlerini dikkate alır. Test sonuçları bu hastanın yaşı, cinsiyeti ve vücut ölçüleri için belirlenmiş standart değerlerle karşılaştırılır. İskeletin farklı bölümlerinde ölçümler yapılabilir, bu bağlamda herhangi bir yerde düşük yoğunluk belirlenmesi düşündürücüdür. Kemik yoğunluğu, eğer bir kişi kuşkulu bir kemik kırılması olmuşsa osteoporoz tanısının onaylanması, ya da önleyici adımların atılabilmesi için, düşük kemik yoğunluğunun belirlenmesi açısından yararlıdır.


Osteoporoz’dan kendimi nasıl korurum?  

Osteoporoz, genellikle, önlenebilir bir hastalıktır. Kadınlar kemik sağlıklarını koruyacak adımları daha çocukken, ergenlik yıllarında ve genç yetişkinlik dönemlerinde atabilirler. Genç yaşlarda kemik yapısını güçlendirmek, 30 yaş civarında başlayan doğal kemik kaybının etkisini azaltacaktır.

Az yağlı süt, yoğurt, peynir, somon ve sardalya gibi kılçığı yenebilir balıklar, kara lahana ve brokkoli gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler gibi kalsiyum ve D vitamini açısından zengin besinler yiyin. Yürüyüş, koşu, doğa yürüyüşleri, tenis ya da merdiven çıkma gibi direnç kazandırıcı egzersizler yapın. Ayrıca, bu egzersizler sayesinde yaşlı kişiler aktif ve hareketli kalırlar. Direnç kazandırıcı egzersizler, düzenli olarak yapıldıklarında, osteoporoz’u önleme açısından çok iyidir.

Bir egzersiz programına başlamadan önce mutlaka doktorunuzla görüşün. Eğer menopoz sonrasını yaşıyorsanız, östrojen takviyesini dikkate alın. Kalsiyum takviyesi uygulama alternatifini değerlendirin, ama bu konuda yapacağınız seçim için önce doktorunuzla konuşun. Sigara içmeyin, alkol alımını azaltın.

Yaşamlarının farklı dönemlerinde kadınların optimum kalsiyum alımı ne olmalıdır? Diyet, hormonlar, ilaçlar, yaş ve genetik faktörler, tümü birlikte, optimum kemik sağlığı açısından gerekli kalsiyum miktarı üzerinde işlevseldir. Kalsiyum alımı konusundaki öneriler küçük farklılıklar gösterir.  Ulusal Bilimler Akademisi’nden optimal kalsiyum alımı konusundaki en son öneriler bağlamında, belirtilen değişik yaş grupları için, aşağıdaki miktarlar belirlenmiştir:

Kadınlar için önerilen günlük kalsiyum alımı

 

Yaşlar

Miligram olarak günlük kalsiyum

 

9 - 18

1300

 

19 - 51

1000

 

51 ve üstü

1200**

 

Hamile ya da süt veren kadınlar için önerilen günlük kalsiyum alımı

Yaşlar

Miligram olarak günlük kalsiyum

18 yaşına kadar

1300

19 - 50

1000

** NOT: Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü ve Ulusal Osteoporoz Vakfı östrojen almayan menopoz sonrası kadınlar ve 65 yaşın üzerindeki kadınlar için günlük 1,500 mg kalsiyum alımını desteklemektedir.

Temel ilkeler beslenme yoluyla ya da takviye ilaçlarla alınan kalsiyum miktarına bağlıdır. Birçok kişi için günde 2,000 mg’a kadar kalsiyum alımını uygun görünmektedir. Çoğu kişi güneş güneş ışığından yeterli miktarda D vitamini alır. Bu vitamini, aynı zamanda, takviye ilaçlardan, tahıllardan ve D vitamini ile takviye edilmiş sütten alabilirsiniz. Eğer takviye ilaçlar gerekliyse 800 üniversal unite (IU) mg / gün dozundan fazlası önerilmez.


 Osteoporoz nasıl tedavi edilir ? 

Yaşam tarzını değiştirilmesi ve tıbbi tedavi gelecekteki kırıkları önleme programının bir parçasıdır. Kalsiyum açısından zengin bir diyet, günlük egzersizler ve ilaç tedavisi iyileştirme programının bir parçasıdır.

Düzgün duruş ve düşmekten kaçınma, yaralanma olasılığının azaltılması açısından önemlidir.

FDA temel ilkeleri doğrultusunda, osteoporoz’u tedavi etmek için kullanılan ilaçların, kırılma riskini azaltmak için, kemik kitlesini koruduğu ya da arttırdığı ve kemik kalitesini devam ettirdiği gösterilmelidir. Aşağıdaki ilaçlar osteoporoz’un tedavisi ya da önlenmesi bağlamında FDA tarafından onaylanmıştır:

Östrojen – Östrojen Takviye Tedavisi osteoporoz’un hem tedavisi hem de önlenmesinde kullanılmak üzere onaylanmıştır. Östrojen kemik kaybını azaltır, belkemiği ve kalçalardaki kemik yoğunluğunu arttırır  ve menopoz sonrası kadınlardaki kırık riskini azaltır. Doktorlar, uterus (rahim) mukozasında kanser gelişim riskini azaltmak için östrojen takviye tedavisini progestin hormonu ile kombine (hormon takviye tedavisi olarak adlandırılır) olarak verirler. Hormon takviye tedavisinin menopoz semptomlarını azalttığı  hem de kemik yapısı üzerinde yararlı etkiler oluşturduğu kanıtlanmıştır.

Alendronat (Fosamax®) Bu ilaç biofosfonatlar adı verilen ilaç sınıfındandır ve osteoporoz’un hem önlenmesi hem de tedavisinde kullanılmak üzere onaylanmıştır. Alendronat, osteoporoz’a neden olan ilaçların uzun süre kullanımından kaynaklanan kemik kaybını tedavi etmek için kullanılır, ayrıca erkeklerdeki kemik kaybı için de kullanılır. Menopoz sonrası kadınlarda, kemik kaybını azaltma, belkemiği ve kalçada kemik yoğunluğunu arttırma ve belkemiği ve kalça kırıkları riskini azaltma bağlamında etkili olduğu kanıtlanmıştır.

Risedronat (Actonel®) – Alendronat gibi, bu ilaç da biofosfonatlar sınıfındandır ve osteoporoz’un hem tedavisi hem de önlenmesi, ayrıca, osteoporoz’a neden olan ilaçların uzun süre kullanımından kaynaklanan kemik kaybının tedavi edilmesi için ve erkeklerdeki kemik kaybı için kullanılır. Risedronat’ın kemik kaybını yavaşlattığı, kemik yoğunluğunu arttırdığı ve omurga ve omurga dışındaki kırık riskini azalttığı kanıtlanmıştır.

Kalsitonin (Miacalcin®) – Kalsitonin, kalsiyum düzenlemesi ve kemik metabolizması bağlamında doğal olarak oluşan bir hormondur. Kalsitonin enjeksiyon yoluyla ya da burun spreyi olarak alınabilir. Menopozları üzerinden en az beş yıl geçmiş olan kadınlarda, Kalsitonin, kemik kaybını yavaşlatır ve kemik yoğunluğunu arttırır. Ayrıca kemik kırıklarından kaynaklanan ağrıyı azalttığı da bildirilmiştir.

Raloksifen (Evista®) – Bu ilaç, birçok östrojen benzeri özellikler taşıyan bir selektif östrojen reseptör modülatörüdür (SERM), yani hangi dokulara östrojen gibi ve hangi dokulara antiöstrojen etki yaptığı ayırt edilebilir. Osteoporoz’un hem tedavisi hem de önlenmesi için kullanımı onaylanmıştır ve omurga, kalça ve vücudun diğer bölgelerindeki kemik kaybını önleyebilir. Raloksifen’in vertebral (omurlara ait) kırık oranını % 30-40 düşürdüğü kanıtlanmıştır.

Diğer tedavi şekilleri üzerinde çalışılmaktadır. Bu çalışmalara konu olan ilaçlar yeni biofosfonatlar ve SERMler, Vitamin D metabolitleri, paratiroid hormonları ve sodyum floriddir. Tüm bu tedavi seçeneklerinin risk ve yararlarını doktorunuzla birlikte çok dikkatli bir biçimde gözden geçirmelisiniz.