Östrojen hormonu yumurtalıklardan üretilen , vücudun diğer organlarında da değişikliklere neden olan bir dişilik hormonudur. Menopoza geçis döneminde (‘‘perimenopoz’’) bu hormonun düzeyi, bazı istenmeyen semptomlar oluşturarak azalmaya başlar. Yıllar ilerledikçe azalma yumurtalıklardan östrojen ve progesteron hormonunun üretiminin tamamen durması ile sonuçlanır. Buna bağlı adet görme dönemi(menstrual periyot) sona erer ve menopoz dönemi başlar. Menopozla birlikte yani östrojen hormonunun yumurtalıklardan üretiminin durması ile kadın vücudunda bir takım değişiklikler oluşmaya başlar. Kısa dönemde kadın tarafından hemen fark edilen ve yaşam kalitesini bozan ateş basması, terleme, uykusuzluk gibi problemler ortaya çıkabilir. Uzun dönemde de kemik erimesi, koroner kalp hastalıklarında artış, vajen mukozasının incelmesi, cinsel istekte azalma gibi hem yaşam kalitesini bozan hem de yaşam süresini azaltan ciddi yaşamsal problemlerle karşılaşma olasılığı artacaktır.
Son 2-3 sene öncesine kadar hormon replasman tedavisi, kadınlarda yaşlanma nedeniyle azalan dişilik hormonlarını yerine koymak için uygulanan standart bir yaklaşım tarzı idi. Bu tedavinin ateş basması, terleme ve uyku bozuklukları gibi kısa-dönem menopoz semptomlarını ortadan kaldırmak için çok faydalı, ayrıca, kemik kırıklarına yol açan osteoporozu yani kemiklerden kalsiyum kaybını önlediği bilinmekte idi. Fakat en önemlisi son 2-3 sene öncesine kadar , hormon replasman tedavisinin koroner kalp hastalıklarını önlediği düşünülmekte bu amaçla biz hekimler tarafından hastalarımıza çok sık uygulamaktaydık. Çünkü menopozdaki kadınlarımızda en önemli yaşamsal hastalık koroner kalp hastalıklarıdır. Bu yaşamsal hastalığın önlenecek olması hekimlerin hormon replasman tedavisini hemen hemen tüm menopozdaki kadınlara önermesine neden olmuştur. Ama son dönem ciddi makalelerde kalp sağlığı için hormon replasman tedavisinin faydalı olmadığı hatta şüpheli zararlı olabileceği gösterilmiştir. Yeni çalışmaların sonuçları ile kalp hastalığı olan kadınlarda hormon replasman tedavisi’nin kalp krizi ve ölüm riskini ortadan kaldırmadığı gösterilmiştir. Ayrıca, hormon replasman tedavisi’nin sağlıklı kadınlarda menopoz sonrası koroner kalp hastalıklarının başlamasını önleyip önlemediği belirsizdir. İlk kanıtlarda, hormon replasman tedavisi’nin Alzheimer hastalığı, kolon kanseri ve maküler dejenerasyonu (yaşlılık nedeniyle görme kaybı) önlemekte yararlı olabileceği gösterilmiştir. Uzun vadede hormon replasman tedavisi uygulanmasının meme kanseri riskini arttırdığını öne süren çalışmalar bulunmaktadır. WHI olarak bilinen çalışmadada hormon replasman tedavisinin meme kanser riskini bir miktar artırdığı gösterilmiştir. Bu artış bu hormon replasman tedavisini tümden reddedecek büyüklükte değildir.
Bazı kadınlarda Hormon replasman tedavisi’nin olağan dışı vajinal akıntı ve kanama, baş ağrısı, bulantı, sıvı birikimi ve memelerde şişme gibi yan etkilere neden olduğu bildirilmiştir. Bazı kadınlar hormon replasman tedavisi sırasında kilo aldıklarını düşünmektedirler, ama araştırmalar bunun doğru olmadığını göstermiştir. Bazı kadınlar menopoz sırasında gerçekten kilo alırlar, ama bunun nedeni yaşlanma nedeniyle metabolizmanın yavaşlaması ve muhtemelen bu kadınların fiziksel aktivitelerinin miktarını yada düzeyini arttırmamalarıdır. Kısa vadeli yan etkiler yada yararlar, tedavi başladıktan sonraki haftalar yada aylar içinde ortaya çıkar.
Günümüz bilgileri ile hormon replasman tedavisine başlama kararı başlangıçta da belirttiğim gibi menopozdaki bir kadın için standart bir yöntem değildir. Genel anlamda riskleri ve yararları değerlendirilerek ve kişisel sağlık profilinize nasıl uyum sağlayacağına bakılarak alınmalıdır.
Günümüzde en kabul gören yaklaşım tarzı ise menopozun kadın yaşamında kaçınılamaz bir dönem olduğu gerçeği ile bu döneme yıllar öncesinden hazırlıklı olmaktır.
Şöyleki menopoz dönemin en olumsuz etkileri kalp koroner damarları ve kemik kalsiyum içeriğinde olmaktadır.Bilindiği gibi kemiklerimize kalsiyum depolanması 30-35 yaşlarına kadar mümkün olmaktadır. Bu yaştan sonra kemiklere kalsiyum depolamak mümkün değildir.Bu yaşlara kadar kemiklerinize depoladığımız kalsiyum yavaş yavaş kemiklerden harcanmaktadır.Bu kalsiyum kayıbı menopozla birlikte hızlanmaktadır. Ama bir gerçek vardırki 35 yaşına kadar kemiklerimize kalsiyum yeteri kadar depolamışsak bu menopozlu yıllardaki kemiklerimizden kalsiyum kayıbı kırıklara neden olmayacaktır. Bunun için 35 yaşına kadar kalsiyum içerikli gıdalara beslenmek ve spor yaparak kemiklerimize stres vererek yiyeceklerimizle aldığımız kalsiyumun kemiklere yerleşmesini sağlamamız gerekir. Böyle bir tarz menopozlu yıllarda sporun devam etmesi ile en riskli kadınlarımızda bile kemik kırıklarının önlenmesini sağlayacaktır.
Diğer önemli konu ise menopozlu yıllardaki koroner kalp hastalıklarındaki artıştır. Kabul edersinizki koroner kalp hastalığı yıllar içinde gelişmektedir.Menopozdan önceki yıllarda koroner damarlarını iyi koruyan yani kolesterolünü, kilosunu, tansiyon arteriyelini, açlık kan şekerini normal sınırlarda tutan ve bunu menopozlu yıllardada sürdürebilen kadınlarımızda menopozlu yıllarda sık görülen koroner kalp hastalıklarından etkilenmiyeceklerdir.
Yani menopozlu yılları problemsiz ve sağlıklı geçirmenin yolu çocukluk döneminden başlamakta ve genel sağlıklı yaşam kurallarına uymakla sağlanacağını tüm kadınlarımıza anlatmamız ve çocuklarımızı bu bilgilerle büyütmemiz gerekir.
Yoksa menopozlu yıllara kadar spor yapmadan, beslenmesine kilosuna , genel sağlık koşullarına dikkat etmeden yaşayıp, menopozlu yıllarda mucize ilacı alarak(hormon veya vitamin) sağlıklı olmak mümkün görülmemektedir. Sağlıklı yaşlanmak ve sağlıklı menopoz dönemi geçirmek çocukluktan başlayarak hayatımızın son gününe kadar genel sağlık kurallarına uymakla mümkün olacağı çok açıktır.
Kalp Hastalıkları ve hormon replasman tedavisi.
2002 yılında yayınlanan çalışma ile, koroner kalp rahatsızlığı olan kadınlarda hormon replasman tedavisi’nin kalp krizi riskini arttırdığı onaylanmıştır. Kadınlara yalnızca ikinci kalp krizi riskini önleme amacıyla hormon replasman tedavisi uygulanmamasını önermektedir. Bu çalışmalarda belirlenen kalp krizi ve ölüm riskine karşın, kalp hastalığı olan kadınların hormon replasman tedavisi’nden tümüyle uzak durmaları gerektiğini gösteren yeterli kanıt vardır.
HORMON TAKVİYE TEDAVİSİ (MENOPOZ TEDAVİSİ)
Hormon Takviye Tedavisi nedir?
Hormon Takviye Tedavisi’nin yararları nelerdir?
Hormon Takviye Tedavisi’nin riskleri nelerdir?
Hormon Takviye Tedavisi’nin süresi meme kanseri riskini etkiler mi?
Bu kafa karıştırıcı soruların bir kısmını yanıtlamak için hangi çalışmalar yapılmaktadır?
Kanser riskine karşın menopoz sonrası Hormon Takviye Tedavisi neden uygulanır?
Menopoz semptomlarını ortadan kaldırmak için bilinen başka ilaç tedavileri var mıdır?
Bitkisel çözümler hakkında neler söylenebilir?
Hormon Takviye Tedavisi kimlere uygulanmamalıdır?
Hormon replasman tedavisi’nin süresi meme kanseri riskini etkiler mi?
Bir kadının meme kanseri riski ile hormon replasman tedavisinin süresi arasındaki ilişki konusunda önemli belirsizlikler bulunmaktadır. Bazı kadınlar hormon replasman tedavisini, menopoz sonrası semptomların en yoğun olduğu dönem kalkıncaya kadar, yalnızca birkaç yıl uygularlarken, bazıları da bu tedaviyi on yıl ya da daha uzun süre görürler. Bazı araştırmacılar kısa süreli (3 yıl ya da daha az) Östrojen replasman tedavisinin ya da progestin ile birleştirilmiş hormon replasman tedavisinin meme kanseri riskini çok az arttırdığına ya da hiç arttırmadığına, ama uzun süreli (10 yıldan fazla) tedavilerin bu riski arttırdığına inanmaktadırlar.
Çok yeni iki çalışma, kısa süreli hormon replasman tedavisi ile sağlanan yararların risklerden daha fazla olduğunu, ama uzun süreli tedavilerde yararlarla risklerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini öne sürmektedir.
Bu sorunların bir kısmını yanıtlamak için hangi çalışmalar yapılmaktadır?
Yaşlanma süreciyle bağlantılı kalp hastalıklarını, osteoporoz’u ve diğer sorunları gidermek için hormon replasman tedavisi uygulanması üzerinde yapılan araştırmalar 2002 başlarında açıklanmıştır. ABD’de gerçekleştirilen en büyük klinik çalışma olan ve Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından yapılan Kadın Sağlığı Girişimi Çalışması hormon replasman tedavisi ile meme ve kolon kanseri, kalp hastalıkları ve osteoporoz arasındaki ilişkiyi araştırmaktadır.Bu çalışmanın sonucları 2002 yılında açıklanmıştır.Bu çalışmaya göre hormon yerine koyma tedavisi meme kanser riskini eski bildiğimiz oranda artırmaktadır.Bu çalışmada en carpıcı nokta daha önceleri 2 çalışmadada vurgulandığı gibi hormon replasman tedavisi koroner kalp hastalık riskini azaltmamaktadır. Hatta kullanımın başladığı ilk yıllarda bir miktar artırmaktadır. Ama bu çalışmada gösterilmiştir ki hormon replasman tedavisi kemik kırıklarını kalın barsak kanserini,Alzheimer hastalığını azaltmaktadır. Hormon replasman tedavisi menopozda görülen ateş basması , terleme, vajen kuruluğu gibi kadınların yaşam kalitelerini azaltan bir çok bulguyu ortadan kaldırdığı bu çalışma sonucunda yayınlanmıştır.
Kanser riskine karşın menopoz sonrası hormon replasman tedavisi neden uygulanır?
Hormon replasman tedavisi’nin bilinen yararları, rahatsız edici ateş basmalarını, gece terlemelerini ve vajinal kuruluğu azaltarak, birçok kadının yaşam kalitesini iyileştirir. Ayrıca, Hormon replasman tedavisi’nin osteoporoz’un önlenmesine ve Alzheimer hastalığı, kolon kanseri ve görme bozukluğu dahil olmak üzere yaşlılıkla bağlantılı diğer sorunların çözülmesine yardımcı olduğunu gösteren kanıtlar vardır. Bu tedaviye progestin eklenmesiyle endometrial kanseri riski dramatik olarak azalır. Meme kanseri ise bir miktar artmaktadır.Bu artış kalın barsak kanserindeki azalma ile eş orandadır. Meme kanseri riski yüksek olduğu düşünülen ve Hormon replasman tedavisi’nin riskleri konusunda başka kaygıları olan kadınlar menopozdan kaynaklanan semptomları gidermek için alternatif tedavi yöntemleri uygulamak isteyebilirler. Ailede meme kanseri öyküsü, ilk âdetin erken yaşta görülmesi, geç hamilelik, yağ oranı yüksek diyet, obesite, meme yoğunluğunun yüksek olması ve belirli selim meme lezyonları meme kanseri riskini yükseltir. Hormon replasman tedavisi’ne karar verilirken bu faktörlerin göz önüne alınmaları gerekir. Ayrıca, Hormon replasman tedavisine karar verilirken, ailesel osteoporoz ve kalp hastalığı öyküsü de dikkate alınmalıdır.
Menopoz semptomlarını ortadan kaldırmak için bilinen başka ilaç tedavileri var mıdır?
SSRI sınıfına dahil olan ilaçlar (Prozac ve Zoloft gibi) menopozla bağlantılı depresyon ya da duygusal değişiklik gibi semptomların giderilmesinde çok etkilidir. E vitamini ve yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan Clonidine adlı ilaç ateş basmalarını giderebilir. Kemik erimesi riski yüksek olan kadınlarda osteoporoz’u önlemek için biofosfonatlar, Alendronat, Raloksifen ve Kalsitonin kullanılır. Son olarak, HMG-CoA-redüktaz inhibitörleri (statinler) adı verilen kolesterol düşürücü ilaçların kalp hastalıkları riskini azalttıkları kanıtlanmıştır ve bu ilaçlar osteoporoz’un önlenmesi bağlamında araştırılmaktadırlar. Hormon replasman tedavisi’nin yararlı olduğu Alzheimer hastalığı, kolon kanseri ve maküler dejenerasyon (yaşlanmaya bağlı görme bozukluğu) gibi hastalıkların önlenmesinde östrojen tedavisinin alternatifi yoktur.
Hormon replasman tedavisi kimlere uygulanmamalıdır?
Hormon replasman tedavisi aşağıdaki rahatsızlıkları olan kadınlarda, çoğunlukla, uygulanmaz:
Bilinmeyen nedenle vajinal kanama;
Meme kanseri kuşkusu ya da meme kanseri öyküsü;
Endometrial (rahim mukozası) kanseri ya da rahim kanseri öyküsü;
Kronik karaciğer hastalığı;
Venöz Tromboz (damarlarda, bacaklarda ya da akciğerlerde kan pıhtısı oluşması) öyküsü. Buna hamilelik sırasında ya da doğum kontrol hapları kullanırken tromboz ya da kan pıhtısı olan kadınlar dahildir. Kadınlarda kan pıhtısı riski çok düşük olmakla birlikte, hormon replasman tedavisi bu riski arttırır.
Hormon Takviye Tedavisi nedir?
Hormon Takviye Tedavisi, kadınlarda yaşlanma nedeniyle azalan dişilik hormonlarını takviye etmek için uygulanır. Yalnızca östrojen hormonu verilmesi Östrojen Takviye Tedavisi olarak adlandırılır. Östrojen’in hormon progestin ile kombine olarak verilmesi ise, genellikle, Hormon Takviye Tedavisi olarak adlandırılır. Östrojen, vücudun diğer organlarındaki değişikliklere neden olan bir dişilik hormonudur. Menopoza Geçiş döneminde (‘‘perimenopoz’’) bu hormonun düzeyi, bazı istenmeyen semptomlar oluşturarak alçalıp yükselmeye başlar. Yumurtalıklar östrojen ve progesteron üretmeyi durdurduklarında, âdet görme dönemi(menstural periyot) sona erer ve menopoz başlar.
Hormon Takviye Tedavisi’nin yararları nelerdir? 
Hormon Takviye Tedavisi ateş basması, terleme ve rahatsız uyku gibi kısa-dönem menopoz semptomlarını ortadan kaldırmak için kullanılır. Ayrıca, osteoporoz’a yol açan kemik kaybı oranındaki artışı önlediği ya da durdurduğu bilinmektedir. Yakın geçmişte, Hormon Takviye Tedavisi kalp hastalıklarını önlemek amacıyla uygulanmaktaydı, ama son dönem kanıtlar kalp sağlığının Hormon Takviye Tedavisi uygulamak için bir neden olmadığını göstermiştir. Yeni çalışmaların sonuçları, kalp hastalığı olan kadınlarda Hormon Takviye Tedavisi’nin kalp krizi ve ölüm riskini ortadan kaldırmadığını göstermiştir, ayrıca, Hormon Takviye Tedavisi’nin sağlıklı menopoz sonrası kadınlarda kalp hastalıklarının başlamasını önleyip önlemediği belirsizdir. İlk kanıtlar, Hormon Takviye Tedavisi’nin Alzheimer hastalığını, kolon kanserini ve maküler dejenerasyonu (yaşlılık nedeniyle görme kaybı) önlemekte yardımcı olabileceğini göstermiştir.
Hormon Takviye Tedavisi’nin riskleri nelerdir?
Kısa-vadeli yan etkiler: Bazı kadınlarda Hormon Takviye Tedavisi’nin olağan dışı vajinal akıntı ve kanama, baş ağrısı, bulantı, sıvı retansiyonu (birikimi) ve memelerde şişme gibi yan etkilere neden olduğu bildirilmiştir. Bazı kadınlar Hormon Takviye Tedavisi Sırasında kilo aldıklarını düşünmektedirler, ama araştırmalar bunun doğru olmadığını göstermiştir. Bazı kadınlar menopoz sırasında gerçekten kilo alırlar, ama bunun nedeni yaşlanma nedeniyle metabolizmanın yavaşlaması ve muhtemelen bu kadınların fiziksel aktivitelerinin miktarını ya da düzeyini arttırmamalarıdır. Kısa vadeli yan etkiler ya da yararlar, tedavi başladıktan sonraki haftalar ya da aylar içinde ortaya çıkar.
Uzun-vadeli riskler (Bunlar her kadında hemen ortaya çıkmaz):
Kanser: Hormon Takviye Tedavisi’nin bazı kanser risklerini arttırdığına ilişkin
kaygılar bulunmaktadır. Östrojen tek başına alındığında endometrial (rahim
mukozası) kanser riskini yükseltir. Östrojenle birlikte progestin verilmesi
bu riski dramatik olarak (dikkat çekici biçimde) azaltır. Progestin rahim
mukozasındaki hücrelerin aşırı büyümesini engeller, bu yüzden kadınlara genellikle
bu kombine tedavi uygulanır.
Uzun vadeli (10 yıldan uzun süre) Hormon Takviye Tedavisi uygulanmasının meme kanseri riskini arttırdığını öne süren çalışmalar bulunmaktadır. Hormon Takviye Tedavisi’nin meme kanseri riskini arttırdığına ilişkin kesin bir kanıt olmamasına karşın, 2000 kışında yayınlanan iki yeni çalışma, kombine Hormon Takviye Tedavisi’nin meme kanseri riskini tek başına östrojen tedavisinden daha fazla arttırdığını öne sürmektedir. Ulusal Kanser Enstitüsü (NCI), ilk çalışmada, Hormon Takviye Tedavisi’nin herhangi bir şeklini uygulayan kadınlarda meme kanseri riskinin, bu tedaviyi uygulamayan kadınlardan 4 kat daha fazla olduğunu açıklamaktadır. Bununla birlikte, kombine Hormon Takviye Tedavisi gören kadınlar için meme kanseri riskindeki artışın, tek başına östrojen tedavisi gören kadınlardaki yüzde bir oranındaki artışla karşılaştırıldığında, yılda yüzde sekiz olduğu görülmüştür. Her iki tip Hormon Takviye Tedavisi’ni dört yıl ya da daha uzun bir süre kullanmış olan kadınlar arasında risk artışı görülmemiştir. Hormon Takviye Tedavisi üzerin yapılan ikinci çalışmada, tedavinin her 5 yıllık uygulamasında meme kanseri riskinin yüzde 24 arttığı görülmüştür; oysa tek başına östrojen tedavisinde bu risk yüzde 6 oranında artmıştır. Her iki çalışma, hem Östrojen Takviye Tedavisi’ne hem de Hormon Takviye Tedavisi’ne bağlı meme kanseri risk artışının zayıf kadınlarda daha fazla olduğunu göstermiştir. Obezite’nin meme kanseri için bir risk faktörü olduğu düşünülürse, bu oldukça ilginç bir bulgudur. Endokrin Topluluğu’nun bir bölümü ve endokrin bağlantılı tüketici sağlığı bilgilendirme konusunda kabul edilmiş bir otorite olan Hormon Vakfı, bu çalışmalarda tanımlanan gerçek riskleri şöyle açıklamaktadır:
Menopoza bağlı semptomları gidermek için 2 yıldan daha az bir süre Östrojen Takviye Tedavisi gören bir kadının meme kanserine yakalanma riski 10.000’de 1 iken, aynı risk, aynı kullanım süresi için, Hormon Takviye Tedavisi gören bir kadında 1.200’de 1’dir.
10 yıl süre ile yalnızca Östrojen Takviye Tedavisi gören 50 yaşında bir kadının, bu tedaviyi hiç görmemesi halinde karşılaşmayacağı meme kanserine yakalanma riski yaklaşık olarak 400’de 1 iken, aynı risk Hormon Takviye Tedavisi görmesi durumunda 50’de 1’dir.
Hormon Takviye Tedavisi’nin meme kanserinin tekrarlama riskini azaltabileceğini, ama diğer memede yeni kanser oluşma riskini arttırabileceğini öne süren yeni bir çalışma bu sorunu daha da karmaşık duruma sokmuştur. Bununla birlikte, Hormon Takviye Tedavisi görme kararı yalnızca tek bir çalışmaya bağlı olarak değil, genel anlamda riskleri ve yararları değerlendirilerek ve kişisel sağlık profilinize nasıl uyum sağlayacağına bakılarak alınmalıdır. Tüm bu çalışmaların Hormon Takviye Tedavisi ve meme kanseri konusunda son söz olmadıklarını akıldan çıkarmamak önemlidir. Bu sonuçları netleştirmek için daha yapılacak çok araştırma vardır.
Meme Yoğunluğu: Hem Östrojen hem de progestin tedavisi, aynı zamanda, kadınların meme yoğunluğunu da etkiler. Meme yoğunluğunun artması radyolojistin mamogramı değerlendirmesini zorlaştırır ve izleme (kontrol) mamogramlarına ya da meme biyopsisine ihtiyaç doğurur. Meme yoğunluğundaki artış, ayrıca, mamogramlarında en az yüzde 75 yoğunlukta doku belirlenen 45 ve üzeri yaşlardaki kadınlarda meme kanseri riskinin arttığını öne süren diğer çalışmalar bağlamında da bir kaygı oluşturmaktadır. Bununla birlikte, Hormon Takviye Tedavisi’ne bağlı meme yoğunluğu artmasının, doğal olarak yoğun memeli olmakla aynı riski taşıyıp taşımadığı bilinmemektedir. Ulusal Kanser Enstitüsü’nde gerçekleştirilen bir Menopoz Sonrası Östrojen / Progestin çalışmasından alınan bilgiler, kombine Hormon Takviye Tedavisi gören kadınların mamogramlarında, yaklaşık yüzde 25’inde, meme yoğunluğunun arttığını göstermiştir; aynı oran yalnızca östrojen tedavisi gören kadınlarda yüzde 8 olmuştur. Bir çalışma, mamogram yaptırmadan 2 hafta önce Hormon Takviye Tedavisi kesildiğinde, mamogramın daha kolay değerlendirilebildiğini göstermiştir. Bununla birlikte, bu yaklaşımın yararlılığının onaylanması için başka çalışmalar yapılması gerekmektedir.
Kalp Hastalıkları: 2001 yılında yayınlanan iki çalışma ile, yerleşik kalp rahatsızlığı olan kadınlarda Hormon Takviye Tedavisi’nin kalp riskini arttırdığı onaylanmıştır. Amerika Sağlık Birliği (AHA), kadınlara yalnızca ikinci kalp krizi riskini önleme amacıyla Hormon Takviye Tedavisi uygulanmamasını önermektedir. Bu çalışmalarda belirlenen kalp krizi ve ölüm riskine karşın, kalp hastalığı olan kadınların Hormon Takviye Tedavisi’nden tümüyle uzak durmaları gerektiğini gösteren yeterli kanıt yoktur. Ayrıca, kalp hastalığı olduğu halde hormon takviyesi almaktan memnun olan kadınlar bu tedaviye devam etmeyi düşünebilirler. Uzmanlar, halen, Hormon Takviye Tedavisi ve kalp hastalıklarının önlenmesi arasındaki ilişki üzerindeki çalışmaların sonuçlarını beklemektedirler, bu yüzden, şimdilik, AHA, kalp hastalıklarını önlemek için Hormon Takviye Tedavisi’nin uygulanması doğrultusunda yeterli kanıt olmadığı sonucuna varmıştır.
Hormon Takviye Tedavisi’nin süresi meme kanseri riskini etkiler mi?
Bir kadının meme kanseri riski ile Hormon Takviye Tedavisi’nin süresi arasındaki ilişki konusunda önemli belirsizlikler bulunmaktadır. Bazı kadınlar Hormon Takviye Tedavisi’ni, menopoz sonrası semptomların en kötüleri ortadan kalkıncaya kadar, yalnızca birkaç yıl uygularlarken, bazıları da bu tedaviyi on yıl ya da daha uzun süre görürler. Bazı araştırmacılar kısa süreli (3 yıl ya da daha az) Östrojen Takviye Tedavisi’nin ya da progestin ile birleştirilmiş Hormon Takviye Tedavisi’nin meme kanseri riskini çok az arttırdığına ya da hiç arttırmadığına, ama uzun süreli (10 yıldan fazla) tedavilerin bu riski arttırdığına inanmaktadırlar.
Çok yeni iki çalışma, kısa süreli Hormon Takviye Tedavisi ile sağlanan yararların risklerden daha fazla olduğunu, ama uzun süreli tedavilerde yararlarla risklerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini öne sürmektedir.
Bu kafa karıştırıcı soruların bir kısmını yanıtlamak için hangi çalışmalar yapılmaktadır?
Yaşlanma süreciyle bağlantılı kalp hastalıklarını, osteoporoz’u ve diğer
sorunları gidermek için Hormon Takviye Tedavisi uygulanması üzerinde yapılan
araştırmalar 2002 başlarında açıklanmıştır. ABD’de gerçekleştirilen en büyük
klinik çalışma olan ve Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından yapılan Kadın Sağlığı
Girişimi Çalışması Hormon Takviye Tedavisi ile meme ve kolon kanseri, kalp
hastalıkları ve osteoporoz arasındaki ilişkiyi araştırmaktadır. Bu çalışmanın
2005 yılında açıklanacak olan sonuçları Hormon Takviye Tedavisi’nin uygulanması
bağlamında değerli bilgiler sağlayacaktır. Bu arada, siz de bu konuları doktorunuzla
tartışmalısınız.
Kanser riskine karşın menopoz sonrası Hormon Takviye Tedavisi neden uygulanır?
Hormon Takviye Tedavisi’nin bilinen yararları, rahatsız edici ateş basmalarını, gece terlemelerini ve vajinal kuruluğu azaltarak, birçok kadının yaşam kalitesini iyileştirir. Ayrıca, Hormon Takviye Tedavisi’nin osteoporoz’un önlenmesine ve Alzheimer hastalığı, kolon kanseri ve görme bozukluğu dahil olmak üzere yaşlılıkla bağlantılı diğer sorunların çözülmesine yardımcı olduğunu gösteren kanıtlar vardır. Bu tedaviye progestin eklenmesiyle endometrial kanseri riski dramatik olarak azalır. Meme kanseri ile ilgili sorular daha net bir biçimde yanıtlanıncaya
kadar, birçok kadın ve onların doktorları Hormon Takviye Tedavisi’nin yararlarının risklerinden daha çok olduğunu kabul etmektedirler. Bununla birlikte, meme kanseri riski yüksek olduğu düşünülen ve Hormon Takviye Tedavisi’nin riskleri konusunda başka kaygıları olan kadınlar menopozdan kaynaklanan semptomları gidermek için alternatif tedavi yöntemleri uygulamak isteyebilirler. Ailede meme kanseri öyküsü, ilk âdetin (menarş) erken yaşta görülmesi, geç hamilelik, yağ oranı yüksek diyet, obezite, meme yoğunluğunun yüksek olması ve belirli benign (selim) meme lezyonları meme kanseri riskini yükseltir. Hormon Takviye Tedavisi’ne karar verilirken bu faktörlerin göz önüne alınmaları gerekir. Ayrıca, Hormon Takviye Tedavisi görmeye karar verilirken, ailesel osteoporoz ve kalp hastalığı öyküsü de dikkate alınmalıdır.
Menopoz semptomlarını ortadan kaldırmak için bilinen başka ilaç tedavileri var mıdır?
SSRI sınıfına dahil olan ilaçlar (Prozac ve Zoloft gibi) menopozla bağlantılı depresyon ya da duygusal değişiklik gibi semptomların giderilmesinde çok etkilidir. E vitamini ve yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan Clonidine adlı ilaç ateş basmalarını giderebilir. Kemik erimesi riski yüksek olan kadınlarda osteoporoz’u önlemek için biofosfonatlar, Alendronat, Raloksifen ve Kalsitonin kullanılır. Son olarak, HMG-CoA-redüktaz inhibitörleri (statinler) adı verilen kolesterol düşürücü ilaçların kalp hastalıkları riskini azalttıkları kanıtlanmıştır ve bu ilaçlar osteoporoz’un önlenmesi bağlamında araştırılmaktadırlar. Hormon Takviye Tedavisi’nin yararlı olduğu Alzheimer hastalığı, kolon kanseri ve maküler dejenerasyon (yaşlanmaya bağlı görme bozukluğu) gibi hastalıkların önlenmesinde östrojen tedavisinin alternatifi yoktur.
Bitkisel çözümler hakkında neler söylenebilir?
Menopozla ilgili semptomların giderilmesine yardımcı olduğu iddia edilen birçok bitkisel ürün vardır. Bu ürünler ilaçları denetleyen yetkili idari sistem tarafından düzenlenmedikleri için, bu iddiaları desteleyecek çok az sayıda araştırma bulunmaktadır. Buna ek olarak, düzenli olarak alınması gereken bu ürünler, sağlık sigortası tarafından karşılanmadıkları için, zaman içinde maliyetleri yüksek olmaktadır. Menopoz için her türlü bitkisel çözüm konusunda doktorunuzla tartışmanız gerekir. Eğer herhangi bir başka ilaç kullanıyorsanız, bunu doktorunuza bildirmelisiniz, çünkü bazı bitkisel ürünler diğer ilaçlarla zararlı etkileşime girebilirler. Bununla birlikte, bazı bitkisel ürünlerin bazı kadınlarda yardımcı olduğu görülmektedir. Soya ve soya ürünleri, içerdikleri yüksek yoğunluklu fitoöstrojenler (sebze hormonları) sayesinde menopozla ilgili semptomları gidermekte kullanılmaktadırlar. Fitoöstrojenler, östrojen benzeri aktivite gösteren ve bu nedenle Hormon Takviye Tedavisi ile sağlanan bazı etkilerin aynısını yaratan bitki türevi bileşiklerdir, ama bu maddelerin uzun dönem kullanım bağlamındaki güvenlilikleri üzerinde yeterli çalışma yapılmamıştır. Ginseng, Siyah Cohosh (karayılan otu), dong quai (melek otu) ve evening primrose (gece mumu) gibi bitkiler dahil olmak üzere, menopozda yardımcı olacağı öne sürülen diğer birçok popüler bitkisel ürün hakkında, güvenlilik ve etkinlik bağlamında, sınırlı sayıda, ve kimileri üzerinde uyuşma sağlanamayan, çalışma vardır,
Yakın bir geçmişte, Amerikan Doğum Uzmanları Koleji (ACOG), menopoz tedavisi için en popüler alternatif ürünler üzerine aşağıdaki ilkeleri yayınlamıştır:
Soya ve Isoflavonlar (fasulye ve özellikle soya fasulyesinde bulunan bitkisel östrojenler) – Yüksek miktarda isoflavon alımı (günde yaklaşık 50 gram soya proteini) kısa dönemde (2 yıl ya da daha kısa süre ile) ateş basmalarının ve gece terlemelerinin giderilmesinde yardımcı olabilir. Uzun süreli kullanımı halinde, soya proteini kolesterol ve kemikler açısından da yararlı olabilir. Belirli bir diyet doğrultusundaki miktarlarda kullanıldığında güvenli olmasına karşın, soya ve isoflavon ürünlerinin fazla miktarlarda tüketilmesi östrojen ile etkileşime girebilir ve östrojen bağlantılı meme kanseri öyküsü olan kadınlar ve aynı zamanda diğer kadınlar için zararlı olabilir.
St. John’s wort – Kısa dönem (2 yıl ya da daha az) kullanımla kadınlarda hafif ve orta şiddette depresyonun tedavisinde yardımcı olabilir (günde 1.2 mg’dan daha düşük dozlarda verildiğinde). Son dönemde gerçekleştirilen bir çalışma, bu ürünün şiddetli depresyon tedavisinde etkili olmadığını göstermiştir. Ayrıca bu ürün güneşe karşı cildin duyarlılığını arttırır ve diğer antidepresanlarla etkileşime girebilir.
Siyah Cohosh ( karayılan otu) – Kısa süreli (6 ay ya da daha az) kullanımı ateş basmalarının ve gece terlemelerinin tedavisinde yardımcı olabilir. Son derece güvenli bir üründür, ama hiçbiri dokuz aydan
uzun olmayan çalışmalardan geniş kapsamlı sonuçlar alınmamıştır.
Chasteberry (Hayıt meyvesi) – (aynı zamanda keşiş biberi, Hint baharatı, yabani ağaç biberi olarak da bilinir) –Bu ürün, memede etkin olan doğal prolaktin hormonunu baskı altında tutabilir. Meme ağrısı ve âdet öncesi sendromlar için kullanılır. Bu ürünle ilgili olarak menopoz geçiren kadınlara yönelik çok az çalışma vardır. Âdet öncesi sendromları olan kadınların katıldığı bir çalışmada, bu kadınlarda ruhsal durumda, öfkede, baş ağrısında, meme şişkinliğinde iyileşme görüldüğü bildirilmiştir, ama karın şişkinliğinde ve diğer semptomlarda bir değişim gözlemlenmemiştir.
Evening primrose (gece mumu) – Bu bitkinin, bazı uzmanların insanlar için kusursuz besleyici nitelikte bir yağ asidi olduğuna inandıkları gamma-linolenik asitçe zengin tohumları vardır. Gece mumu kapsülleri meme ağrısı, mesane semptomları ve menopozla ilgili semptomlar için kullanılmakla birlikte, bu bağlamda işe yaradıkları hakkında çok az kanıt vardır ya da hiç kanıt yoktur. Üstün nitelikli bir çalışmada gece mumunun ateş basmaları üzerindeki etkisinin plasebodan daha yüksek olmadığı görülmüştür.
Dong quai (Melek otu) – Ateş basmalarını azaltmayı amaçlayan bir çalışmada melek otunun plasebodan daha iyi olmadığı görülmüştür –ne var ki, bu çalışmada kullanılan 4-5 mg doz Çin’de tipik olarak verilen dozdan daha azdı. Bu bitki potansiyel olarak toksiktir. Kanı incelten ve bu nedenle aşırı kanamaya neden olan ve ayrıca derinin güneşe karşı duyarlılığını arttırarak muhtemelen deri kanseri riskini yükselten bileşenler içermektedir.
Valerian root (kedi otu) – Bu bitki, geleneksel olarak, sakinleştirici özellikleri nedeniyle ve uykuya dalmaya yardımcı olması amacıyla kullanılır. Ama ilaç üretim standartlarını belirleyen ABD Farmakopi’si, bu ürünün kullanılmasını onaylamamaktadır. Ayrıca kedi otu kullanımının aniden bırakılması halinde kalp sorunları ve sabuklama olduğu bildirilmiştir.
Ginseng – Çok sayıdaki Ginseng türünün (Sibirya ginsengi, Kore ginsengi, kırmızı ve beyaz Amerikan ginsengi) birçoğu stresi gidermede ve bağışıklığı arttırmada kullanılır. Lider konumdaki bir Ginseng üreticisi tarafından gerçekleştirilen bir çalışmada bu ürünün ateş basmalarını gidermediği, ama kadınların kendilerini daha iyi hissetmelerine yardımcı olduğu bildirilmiştir. Ginseng ürünlerinin analizinde çok önemli kalite kontrol eksikliği olduğu görülmüştür: Bazı ürünler çok az Ginseng içermekte ya da hiç içermemektedir, kafein oranları yüksektir ve içlerine böcek ilacı ya da kurşun karıştırıldığı görülmüştür.
Yabani Meksika Yam’ı(Yer elması) – Yabani Meksika yam’ı kremasının menopozla ilgili semptomların giderilmesinde etkili olduğunu bildiren hiçbir yayınlanmış çalışma yoktur. Bu bitkideki hormonlar herhangi bir östrojen ya da projestin benzeri özellikler taşımazlar, bu nedenle menopoz dönemindeki kadınlarda görülen semptomların giderilmesinde yardımcı olmaları beklenemez.
Hormon Takviye Tedavisi kimlere uygulanmamalıdır?
Hormon Takviye Tedavisi aşağıdaki rahatsızlıkları olan kadınlarda, çoğunlukla, uygulanmaz:
Bilinmeyen nedenle vajinal kanama;
Meme kanseri kuşkusu ya da meme kanseri öyküsü;
Endometrial (rahim mukozası) kanseri ya da rahim kanseri öyküsü;
Kronik karaciğer hastalığı; ya da
Venöz Tromboz (damarlarda, bacaklarda ya da akciğerlerde kan pıhtısı oluşması) öyküsü. Buna hamilelik sırasında ya da doğum kontrol hapları kullanırken tromboz ya da kan pıhtısı olan kadınlar dahildir. Kadınlarda kan pıhtısı riski çok düşük olmakla birlikte, Hormon Takviye Tedavisi bu riski arttırır.